
Aylar önce yakın bir dostumun sahafta görüp bana hediye olarak aldığı Dalglish otobiyografisinden bahsetmiştim. O dönem kitabı okudum notlar da aldım ama karışıklıktan, yoğunluktan ne notlar kaldı ortada, ne de kitaptan bir şeyler kaldı aklımda. Bugün kitabı tekrar okumaya başladım ve Kenny Dalglish'in hayatı ile ilgili bölümlerden ilginç hikayeleri, ilk idollerini, transfer hareketlerini buraya not edeceğim. Bugünki notlar King Kenny'nin çocukluk yılları ve Celtic'de parlamaya başladığı döneminden oluşacak.
Her büyük yıldız gibi benzer bir çocukluğu var Dalglish'in; futbol onun hayatı. Rangers taraftarı bir babanın oğlu olarak, mavileri desteklemesi pek garip değil. Çocukluktan itibaren Ibrox'un yolunu tutmaya başlamış. Dalglish'in ilk idolü Rangers'ın Güney Afrikalı forveti Don Kitchenbrand, nam-ı diğer Rhino olmuş. Dalglish bu durumun büyük ihtimalle Rhino'nun forvet oyuncusu olmasından kaynaklandığını söylüyor. Hemen bir çok çocuk gibi, gol atan oyuncunun daha sevimli olması pek garip değil. O dönem için sevdiği diğer oyuncular Jim Baxter -ki onun tüm İskoçya için özel bir isim olduğunu söylüyor- ve Ian McMillan.
Nispeten aklının erdiği yaşlardaki idolü ise Denis Law olmuş. Manu efsanelerinden Law'u Hampden Park'ta ilk gördüğü anda hayran kaldığını ve Celtic kariyerinin başlarında 8 numara giydiğini söylüyor. Bobby Charlton'ın jübile maçında Law'un formasını almak için anlaşmasına rağmen maç sonunda formanın hayır işleri için kullanılacağı söylenmiş ve forma geri istenmiş. Ancak Dalglish gerekirse parayı vereceğini, formayı bırakmayacağını söylemiş.
Kenny Dalglish apolitik bir insan olduğunu açık açık söylüyor. Eğer futbolla ilgili biri politika ile ilgilenirse oy vermeyi düşünebileceğini, bunun dışında kesinlikle oy vermediğini söylüyor. Din konusunda da yaklaşımı aynı. Protestan olmasına rağmen çocukluğunda daha büyük ve daha iyi bir futbol sahası var diye sokağın sonundaki Katolik okuluna gitmeyi çok istemiş.
Milton Bank'te başladığı futbol kariyerinde önce Possil Park YMCA'ya sonra da 15-16 yaşlarında oynayacağı Glasgow United'a transfer olmuş. 1966 senesinde Glasgow School Cup'ı kazanmış. Ağustos 1966'da Liverpool ve West Ham'ın deneme antrenmanları tekliflerine evet diyerek bu denemelere katılsa da, evden ayrılmak için çok erken olduğunu düşünmüş. İlginç bir not; Bill Shankly'nin Kenny'nin ilk Anfield ziyaretinden haberi olmamış hiç. Liverpool'un bir süre daha deneme isteğini eve gitmek istediğini söyleyerek geri çeviren Dalglish, hafta sonunda çağrıldığı West Ham'ın denemelerini de aynı nedenle ekmiş. İki kulübü de yalanlarla atlatan genç adamın aklında tek şey varmış; hafta sonu oynanacak olan Old Firm. Liverpool görevlilerinin evinin önüne kadar bıraktığını söyleyen Dalglish, West Ham'ın ortamını çok beğendiğini ve kendisine çok iyi davrandıklarını da eklemeden geçmiyor.

Hayali Ibrox'ta oynamak, mavi formayı giymek olan çocuğun Rangers tarafından bir türlü farkedilememesi herkes tarafından şaşkınlıkla karşılanırken, şehrin öte yakası elini çabuk tutuyor. Dönemin efsanelerinden, Celtic teknik direktörü Jock Stein (Big Jock) ve yardımcısı Sean Fallon Dalglish'i izleyip beğeniyorlar. 1967 yılında Sean Fallon evlerine kadar gelerek, aile ile görüşüp Celtic'in resmi teklifini iletiyor. O sıra yeni evlenen Sean Fallon bu ziyaret için balayını iptal ediyor; eşinin yorumu ise "umarım balayımızın içine ettiğine değer bu çocuk" olmuş. Kısa süre içerisinde aileyi ikna eden Sean Fallon'a, anne Dalglish evi gezdirme teklifinde bulunuyor. Duvarları Rangers efsaneleri ile dolu olan Kenny Dalglish soluk soluğa posterleri indirme derdinde olsa da bunda fazla başarılı olamıyor. Zaten Fallon da çok takmamış bu durumu.
Celtic'deki ilk döneminde birçok genç oyuncu gibi Celtic'in pilot takımlarından birine gönderilmiş. Ancak eğitimleri tamamen Celtic altyapısında. Maç yapmaları bundaki amaç. O dönem ard arda 8 şampiyonluk kazanan takımın başındaki Big Jock kulübün en üstünden en altına her kademesiyle ilgileniyor. Kısacası, A takım hocalarından oyuncularına herkes kulübün geleceği ile yakından ilgili; sürekli onlara yardımcı oluyorlar. Ada'nın tamamında benzer yapılar hakim olduğundan, Bill Shankly'nin Kenny'nin gelişinden haberi olmayışı bu noktada daha anlamlı. Birçok Ada efsanesinde olduğu gibi aynı zamanda okula devam ediyor ve bir yandan da çalışıyor. Bu tecrübelerin hayatını çok kolaylaştırdığını söylüyor King Kenny. O dönem oyuncular tam zamanlı kontrata geçene kadar hep yan işlerde çalışmışlar; George Best de benzer örneklerdendir.
Jock Stein hakkında "eğer onunlar tartışırsanız, çoğunlukla kaybedersiniz. Eğer tartışmayı kazandıysanız, kulüpte sonunuz geldi demektir" diyen Dalglish'in, bu adamın karşısına çıkıp başka takıma gitmek istemediğini ve reserve takımda oynamak ve tam zamanlı kontrat istediğini söylemesi son derece ilginç. Yapısı itibari ile de çekingen olan bir çocuğun, bu kadar büyük bir otorite figürünün karşısında bu çıkışı yapması, onun kariyeri açısından müthiş önem teşkil ediyor. Big Jock baba Dalglish ile konuşup, çocuğu ikna etmesini istese de, bu noktada babası da oğluna arka çıkıyor ve profesyonel sözleşmeyi imzalayan Dalglish reserve takımdaki yerini alıyor. Danny McGrain, Vic Davidson, David Hay, Lou Macari, George Connelly ve Paul Wilson gibi isimlerin bulunduğu reserve takımına o dönemler Quality Street Gang deniyormuş.
Reserve takımda oynadığı ilk maçında, idolü olan Jim Baxter'ı farkında olmadan takip etmiş. Maç içerisinde farkına varmadığı bu durumu maç sonrasında babasının uyarısı ile öğrenen Dalglish önemli bir ders aldığını söylüyor.
18 yaşında, takımda yaşanan sakatlıklar dolayısı ile Vic Davidson ile takımın ABD-Kanada-Bermuda kamp programına dahil ediliyorlar. Daha önce hiç kampa gitmemiş iki genç adam, tedirginlikle kalkıyorlar. Saatin kaç olduğunu resepsiyona sormaya çekindiklerinden otelin koridorlarında saat arıyorlar ve sonunda buluyorlar: 07.30 . Bu kadar erken saatte kalktıkları için bir şeylerle oyalanma derdindelerken otelin berberine traş olmaya karar veriyorlar. Yaptıkları saç tarifinin aksine iki kel kafa çıkıyor ortaya. Daha önce berbere konu ile ilgili bilgi verilmiş!
Toronto'da Manu ile oynadıkları maçta George Best'e karşı bir devre oynama şansını yakalıyor ve anlaşılacağı üzere bunu rüya olarak nitelendiriyor. Aynı maçta oyuncu değişiklikleri yapan Manchester United'ın çıkması gereken 2 oyuncusu çıkmayınca 13 kişi ile atak yapan Manu golü buluyor. İşin ilginci hakemin bu golü vermesi! Sonrasında çıkması gereken 2 oyuncuyu çıkartan hakem, golü iptal etmediği gibi maçı da devam ettirmiş.
Şimdilik burada bırakalım, yarın profesyonel kariyerine başlangıcını ve Liverpool'a gidişini buraya karalarız...
2 yorum:
ellerine sağlık, senden beklenirdi bu zaten..
junkie eline sağlık, 4 gözle bekliyorum devamını..
Yorum Gönder