
Oynanan futbolun konuşulacak bir tarafı yok. Derinde savunma kuran, geniş alanda oynayan takımın göbeğinde Hakan Balta ve Ayhan Akman oynayınca rakip kaleye gitmesi de pek mümkün olmuyor. Zaten Galatasaray ile ilgili bir şeyler yazmamın da iki nedeni var; golün sahibi genç adam Anıl Dilaver ve yakın zamanda iyiden iyiye takımın ruhu, bayrak adamı olacak Lorik Cana.
Rijkaard dönemi ile ilgili yaşanan en büyük hayal kırıklığı altyapıdaki oyuncuların ortalarda görünmeyişiydi. Onun penceresinden oyuncuların yetersizliğinin kabul edilebilir tarafı vardı. Ancak ortada bir yanlış var. Ne Beşiktaş'ın gençleri Necip, Onur, Ali Kuçik ne de Fenerbahçe'nin gençleri Gökay, Okan en üst seviyeye fizik olarak iyi durumda geldiler. Altyapıların çok eksiği var; oyuncuların fizik gelişimleri, oyun bilgileri, özgüvenleri yetersiz oluyor ama bu kestirip atılması gereken bir durum mu? Bana göre Rijkaard'ın en temel yanlışı, takımın forvet sayısı hep 2 iken, A2'deki çocuklarla uğraşma zahmetine katlanmamasıydı. Arda'nın forvet oynadığı maçlarda bu söylemlerin çok benzerlerini bulabilirsiniz blogun geçmişine gidecek olursanız. Anıl'ı bir yıldız adayı ilan etmiyorum ama, fundamental kapasiteleri sınırlı olan oyuncuları bir de hiç bilmedikleri bölgelerde oynatıp alınan verimi iyice dibe çekmenin anlamlı bir tarafını göremiyorum. Hiçbir katkı vermeden sahada "forvet koşuları" yapacak başı boş bir genç bile daha hayırlı olurdu. Oluyor da.
Anıl'ın bugün yaptıkları yeterli doneyi vermeyecek olsa da, şu dönem için büyük mutluluktur. Birincisi fizik olarak sanıldığı kadar kötü olmadığı gibi, saha görüşü de gayet iyi. Maçın hemen başındaki patlaması çok iyiydi. A takım idmanı nispeten çabuklaştıracaktır onu. Girdiği o pozisyonda "vurmak-pas vermek" sürüncemesine girmese ve bir karar verse kalenin dibine girmişken pas vermeye kalkışmazdı. Özgüven problemini aşması 45 dakika sürdü ki, normaldir 20 yaşında ilk defa A takımda oynayan bir oyuncu için. Attığı golde koşusu, soğuk kanlılığı ve vuruş güveni çok önemli. Bu gözler o topu kontrol edip sonra vuran çok adam gördü. Sakince kalecinin geldiği köşeye yolladı, onu da çaresiz bıraktı. Maçın genelinde servisleri iyiydi. İlk yarıdaki pozisyonun dışında ikinci devre 1 tane Kewell'a, 1 tane Aydın'a çok net 2 pozisyon hazırladı. Kısacası Galatasaray'ın iyilerindedi. Fiziği gelişmeye müsait. Ancak göbekte oynamasındansa, 4-3-3 dizilişi ile devam edeceksek, kenar forvet oynaması daha makul. Hagi'nin onun için söylediği "yetenekli" söyleminden daha fazlası "çalışkan ve ciddi" demesi. Anıl'ın attığı golün önemi çok büyük; Hagi'nin geldiği günden beri sürekli olarak genç oyunculardan bahsetmesi, Anıl'ın bugün ilk 11 çıkması ve gol atması, Musa'nın sonradan oyuna girmesi, Cem Sultan'ın kulübeden de olsa bu heyecanı yaşaması. Antalya kampı en çok onlara hitap ediyor. Kariyerlerini başlatabilirler ya da öncekiler gibi oradan oraya gezebilirler. Çok çalış çocuk! Öptüğün armanın kıymetini bil. Yoksa benim gibi halı sahada öpersin ancak.
Lorik Cana'yı anlatacak değiliz ama bugün yaptığı ile ilgili çok tartışma var. Futbol sahasında mücadele vardır. Sporun tanımını elbette hepimiz biliyoruz. Ancak futbol bir kavgadır aynı zamanda. Sahaya çıktığınızda diğer 10 kişinin sizin yanınızda olduğunu bilmeniz önemlidir. Lorik Cana maç içerisinde vurduğu rakibinin başına herkesten önce giden bir adamdır. Sertlik yaptığında -ki isteyerek yapmadığını suratından anlarsınız- gider özür diler. Ama kavga farklıdır. Bir rakip oyuncu pozisyonu uzatıyorsa, sonrasında da takım arkadaşınızı itip kakıyorsa, ocaktaki yemeği unutup oraya koşacaksınız. Lorik Cana yaptığının "kitap" çerçevesinde cezasını görmüştür. Ortada yaptığı hareketi meşrulaştıracak bir durum da yoktur. Ancak Lorik Cana'nın o kavgayı etmesi, yazılı olmayan etiğin, takım arkadaşı olmanın gereğidir. Bu yüzden gittiği her takımda kaptan, her seferinde taraftarın sevgilisi. Kısacası Lorik Cana'nın kırmızı kartı Galatasaraylılar için anlamlıdır; umarım Florya'yı ahıra çeviren arkadaşlara da bir anlam ifade eder.
Insua'ya üzülürken Çağlar Birinci'nin oynadığı iyi futbol, Anıl'ın golü, Neill'ın standart performansı, Gökhan'ın artan performansı, Cana'nın iyi futbolu bugünün akılda kalanları. Cana'nın yaptığı pas hatalarını sayan dingil spikerler bir zahmet kazandığı topları, kestiği atakları da sayarlarsa memnun oluruz. Ligdeki çoğu teknik adamdan TV'de lak lak yaparak daha fazla para kazanan dingile de bir kere daha söylüyorum; eşofmanlar da, takımlar da şurada duruyor. Ahkam keseceğine sahaya in.
Galatasaray devreyi 23 puanla kapadı. Takım çok rezil olmasına rağmen bir 7 puan fazlası hakkıydı. Kısmet değilmiş. Bundan sonra Hagi'den beklentim kadroyu elekten geçirmesi. Hakan Balta orta saha oynamasın; Musa oynasın. Serdar oynamasın, Berkin oynasın. Bundan daha kötü zaten olamayız; en azından bizim çocuklarmız oynar, bizim de sevinecek, umut edecek bir şeylerimiz olur...
0 yorum:
Yorum Gönder