
Kayıp sezonla birlikte biz de kayıplara karıştık. Ufak çaplı bir değerlendirme ile geri dönüş yapalım. Galatasaray'ın konuşulacak çok fazla şeyi var ama asıl ihtiyacı olan hiç konuşmamak; tam bir sessizlik. Bir buçuk yıldır o kadar çok saha dışı etken mevcut ki, zaman zaman en bilinçli görünen güruh dahi akıl tutulmasına kurban gitti. Saha içi, saha dışı faktörleri parça parça ele alarak mevcut Galatasaray üzerine biraz beyin fırtınası yapalım.
Öncelikle teknik heyet. "Hagi'nin yapabilecekleri" başlıklı, son günlerde anlamsızca gündeme taşınan argümanın taraflarına 2004'e giderek bakalım.
Hagi'nin kafasındaki futbolun bir sentez olduğunu söyleyebiliriz. Futbolculuk kariyerinin başarı anlamında tavan yaptığı Galatasaray günlerindeki yapıdan bir parça bulunmakta. Bir diğer hocası Mircea Lucescu ağırlıkla onu etkileyen başka bir futbol adamı. Ancak Hagi'nin futbol felsefesini asıl şekillendiren kendi dünya görüşü; çok çalışmak. Çalışkan bir takım istiyor Hagi. Fizik olarak iyi, sahada her şeyini veren bir takım. Hücumda ve savunmada mutlak denge. Bu takımın oluşması için gerekli süre elinde mevcut değil. Bu yüzden inatla sabırlı olunmasını istiyor.
Bir futbol takımının oluşmasında sezon öncesi kamplarının etkisi çok büyüktür. 1.5 ay boyunca yapılan fizik ve taktik çalışmalar takımın tüm sezonunu şekillendirir. Bir futbol sezonunun içinde takımın yapı değiştirmesi ve bunu başarılı bir biçimde uygulamaya dökmesi imkansıza yakındır. Bir futbol fikrine göre çalışmalar planlanır. Yeni sezonun ilk 1 aylık bölümü de bu çalışmaların devamı olarak sayılabilir. Yani 2.5 aylık bir dönemden bahsediyoruz. Sezon içinde bu söylediklerimizin birleştirilmesini imkansızlaştıran çok sayıda parametre bulunmakta; maç trafiği, psikolojik etkenler, vs. ...
Hagi 2004 sezonunun sonuna doğru geldiğinde benzer haldeki Galatasaray'ı birkaç haftada ayağa kaldırmıştı. Bir sonraki sezon ile ilgili önemli ipuçları vermişti. Takımın 100.yılında da oldukça iyi işler yaptı. 24 gol yiyen Fenerbahçe'den sonra 25 golle ligin en az gol yiyen ikinci takımı oldu. 64 gol atan takım bu sıralamada dördüncü olurken ligde 6 kez mağlup oldu. Bu takımın profili şimdikinden çok farklıydı. İlk olarak Galatasaray'ın beki yoktu. Sezonu sağda Cihan Haspolatlı, solda Orhan Ak ile geçirdi. Etkin kenar oyuncuları olan klasik 4-4-2'ye yakın bir oyun yapısı mevcut takımın göbeğini sezonun genelinde Ergün Penbe-Flavio Conceicao ikilisi oluştururken ileri uçta Hakan Şükür-Necati Ateş ikilisi vardı. Devre arasında gelen Franck Ribéry'nin de nispeten hareketlendirdiği takımın vasat üstü kadrosu ile yapabildikleri oldukça iyiydi. Burada karşıt önerme gelebilir; bir sezon sonra Gerets'in hemen hemen aynı kadro ile puan rekoru kırarak şampiyon olması altında farklı fikirleri barındırır. O gün Gerets'in kullandığı yapıyı bugün çok daha etkin hücum oyuncuları ile Beşiktaş'ın oynamaya çalıştığını ve zaman zaman sıkıntılar yaşayabildiğini görüyoruz. Türkiye'deki futbol 3 büyükler dışındaki kulüplerin özelinde oldukça ilerledi. Hagi'nin o dönemki yapısının ülke içinde işlerliği tartışılmaz; Bursaspor'un 2.5 sezondur yaptıkları da bunun bir göstergesi. 2004-2005 sezonu ile ilgili ilginç bir not da oyuncuların ciddi sakatlıklar yaşamamış olması. O sezon oynadığı 6 derbide Kadıköy'de Fenerbahçe'ye, Ali Sami Yen'de Trabzon'a kaybeden Galatasaray, İnönü'den beraberlikle ayrılarak(Hakan penaltı kaçırmıştı) Beşiktaş'a hiç kaybetmemişti. Kupa finalindeki 5-1'lik Fenerbahçe galibiyeti hala hafızalarda...
Bu görünüm üzerinden Hagi'nin kendi Galatasaray'ı için en azından bir 6 aya daha ihtiyacı var. Ekim ayında teknik direktör yollayarak bir ilke imza atanların Hagi'ye kötü muamele etme lüksü olmamalı, buna izin verilmemeli.
Bu kısma kadar Hagi'nin Galatasaray'da olmasının neden tartışılmaması gerektiği ile ilgili fikirlerimizi beyan ettik. Şimdi iğneyi kendimize batırma zamanı.
Hagi'nin oyuncularla ilgili inatları sürüyor. Sildiği oyuncuyu geride bırakıyor. Çözüm üretme yoluna gitmiyor. Misimovic gibi bir oyuncuyu kullanamıyor olmak Galatasaray gibi bir takım için büyük rezalettir ve bu bir yönetememe durumudur. Bir başka sıkıntı da oyuncuların yerleri ile ilgili anlamsız ısrarları. Özellikle Lorik Cana'yı arkada, Lucas Neill'ı önde kullanması son derece gereksiz bir yaklaşım. Bunun çok temel nedenleri var; birincisi oyuncuların futbol alışkanlığı. Yaşları 30 olan oyunculara yeni alışkanlıklar kazandırmaya girişmek manasız bir çaba.
Öncelikle dün akşam oynanan Gaziantepspor maçının önemli verileri mevcut. İlk olarak Hagi'nin önceki dönemdekine benzer bir yapıya dönüş içerisinde olduğunu gördük. Stancu bu açıdan nokta transfer. Takım ilk devreye göre açık bir şekilde fizik olarak daha iyi. Ancak güven sorunu mevcut. Genel organizasyon sıkıntısının getirisi topun kolay kaybı, hücumda düşük etkinlik ve fazla efor sarfiyatı. Ancak takımın oyun içerisinde dönem dönem parlamaları mevcut ki bunlar geleceğe dair dikkat edilmesi gereken ufak işaretler.
Ufuk Ceylan takımın en fazla güven problemi yaşayan oyuncusu. Bunun ne derecede olduğunu Bursa maçında yediği hatalı bile diyemeyeceğim garip golle görmüş olduk. Mevcut düzen içinde Ufuk'tan verim alınabilmesi imkansız. Bunun en temel sebebi oyuncunun kişilik yapısı. Beşiktaş'ta sezon başından beri hatalı gol yemeye doyamayan Cenk Gönen'in her yerinden özgüven fışkırırken Ufuk'un yenilebilecek bir golde bile suratının aldığı şekil durumun vehametini gösteriyor. Aykut Erçetin iyi Galatasaraylı, güzel adam, vasat kaleci. Kadro tamamlar. Dün ilk kez oynayan Zapata ortalama bir kaleci. 6 aydır topa dokunmamış bir kalecinin yapabileceği zamanlama ve çıkış hataları dışında herhangi bir sıkıntısı gözükmedi. Yediği gollerde hatası bulunmamakla beraber, bir kademe üst kaleci tipi belki birini çıkarabilirdi. Zapata kulübün ekonomik verileri ve devre arası transfer dönemi göz önüne alındığında bulunan acil çözümden ibaret. Galatasaray Hagi'nin kafasındaki seviyeye geldiğinde kalecilerin seviyeleri ile ilgili tartışmaları tekrar yaparız. Ancak takımın defansif kurgusu bu kadar fakirken kalecileri dövmek biraz yersiz.
Defans hattında yukarıda söylediğimiz hamleleri yapan Hagi'nin aklında topu daha etkin kullanan ve saha içi görüşü daha iyi olan Neill'ı oyuna katmak, hamleli yapısı ile Cana'yı arkaya monte ederek defans sertliğini arttırmak var. Bana göre son derece anlamsız ve gereksiz bir çaba. Zira Servet-Cana-Neill üçlüsü oyun içerisinde birbirlerine çok yakın yerleşiyorlar. Her durumda Neill geriden oyun kurabilecek pozisyonda kısacası. Ancak Cana'nın arkada oluşu orta saha sertliğini ciddi biçimde azaltmakta. Dün oynanan maçta Neill'ın defansif hareketlerde başı boş dolaşması, doğru pozisyonlarda olmayışı da bunun göstergesi. Oyuncuların pozisyonları ile ilgili refleksleri bu kadar kolay kazanılacak ya da vazgeçilecek şeyler değil. Cana'nın pozisyonuna dönmesi Culio'yu da çok uzun koşulardan kurtaracaktır; Neill'ın normal olarak göbeğin ortasından ayrılmayışı takımın boyu ile ilgili de sorun çıkarmakta.
Sabri arada düşüşleri olmasına rağmen takımın olmazsa olmazı. Ancak sol taraf için aynı şeyleri söyleyemeyeceğiz. Hakan Balta 2 sezondur dökülüyor. Insua'nın yabancı sınırına takılacağını göz önüne alırsak Çağlar geldiği anda formayı alacak. Onun hamlığı da şu an için problem ama oynadığı maçlarda adayların ikisinin tam ortası olduğunu gösterdi. Acil iyileşmeli.
Yekta iyi oyuncu. Ancak biraz şokta hala. Tedirgin bir görüntüsü var. Yavaş yavaş oturacaktır. Onun orta sahadaki sakin oyununa takımın çok ihtiyacı var. Culio'yu uzun koşulardan uzak tutmalıyız. Mücadele sıkıntısı olmayan akıllı bir oyuncu. Ancak 90 dakika diri kalması bizim açımızdan daha faydalı olur. Kazım son derece istekli başlasa da, takımın çok kötü görüntüsü içerisinde pek etkili durmuyor. Stancu'yu çok beğendim. Çabuk, adam kovalıyor, topu fazla gevelemiyor. Baros'u iyi tamamlayacağını tahmin ediyorum.
Kazanmak da kaybetmek de alışkanlık işidir ve bugünden yarına düzelmez bazı şeyler. Galatasaray aylar sonra tam olmasa da bir araya gelebildi. Asıl değerlendirme yine bu sezon yapılmamalı. Arda, Pino ve Çağlar da döndükten sonra takımın ciddi şekilde ivmeleneceğini düşünüyorum. Öncelikle güven kazanmak adına güzel bir periyot var takımın önünde. Eskişehirspor maçı ile başlayacak bir seri yakalanması halinde şampiyonluk adaylarının canını sıkacak sonuçlar alabilir Galatasaray.
Yazının başında da belirttiğim gibi mevcut karmaşanın içerisinde sükunet başlıca ihtiyaç. Bu kaosta takımın sahada yaptıkları ile ilgilenmek hakikaten zor. Özellikle kaybedilen her maçta ortalığı yakıp yıkmaya başlayan, salya sümük ağlayan arabesk bir grup türedi ki, acilen çözülmesi gereken problem bu güruhtur bana göre. Kulübün saha dışı sıkıntıları ile ilgili de başka bir yazı karalayalım, şimdilik bir geri dönüş yapmış olalım.
Galatasaray adının olduğu her yerde umut vardır.
Fotoğraf Galatasaray resmi internet sitesinden alınmıştır.
0 yorum:
Yorum Gönder